En iyi Online Sohbet Odaları


Sohbetvar.Net Online sohbet odaları tamamen yeni modern çağa uygun bir şekilde hazırlanmıştır, ister mobil ister bilgisayar üzerinden canlı sohbet odalarına hemen katılabilirsiniz. yeni arkadaşlıklar, dostluklar edinmenin yeni sohbet platformu. hemen şimdi ücretsiz katılın.

Gerçek Kişilerle Canlı Sohbet


Kullanışlı ve kolay sohbet ara yüzü ile, her şehir ve ülkeden yüzlerce kullanıcın katıldığı mobil sohbet odaları katılabilirsiniz, kendi alanında sohbet siteleri aramasında en iyi konumlara sahip olan sohbetvar.net chat sohbet odalarına üye olmadan sohbete katılabilirsiniz.

Artvin Canlı Sohbet Odaları



Artvin Canlı Sohbet Odaları içerisinde Sohbet Chat yapmaya başlamadan önce sizlere Artvin ilinin ilçelerinden bahsedelim. İlçelerimizi tanımaya Ardanuç’dan başlayalım.

Ardanuç Neresi? Ardanuç Nerede? Tarihi Nedir?

Ardanuç (Gürcüce: არტანუჯი; translit.: “art’anuci”), Karadeniz Bölgesi’nin doğu ucunda, Artvin iline bağlı ilçe ve bu ilçenin merkezidir. Ardanuç adı Gürcüce Artanuci’den gelir. Ardanuç kenti, tarihsel Klarceti bölgesinin en eski yerleşim yerlerinden biridir. Ortaçağda Gürcü hanedanı Bagrationilerin önemli merkezlerinden biri olmuştur. Ardanuç kasabası Artvin kentine 39 kilometre uzaklıktadır.

Etimoloji

Türkçedeki Ardanuç adı Gürcüce Artanuci’den (არტანუჯი) gelir. Osmanlılar 16. yüzyılda bu yerleşmeyi fethedince, adını da Gürcüceden almıştır. Bundan dolayı 17. yüzyıl Osmanlı kayıtlarında yerleşmenin adı Ardanuç değil Ardanuc olarak yazılmıştır. Ne var ki Artanuci adının nereden geldiği bilinmemektedir. Yunan matematikçi ve coğrafyacı Ptolemaios’un İS. 2. yüzyılda İberia Krallığı kenti olarak sözünü ettiği Artanissa’nın Ardanuç olduğu sanılır. Ancak Ptolemaios Gürcüce adı Yunancaya uydurup yazmış olabilir. Osmanlıca Ardanuc adı Osmanlıların son döneminde ya da Cumhuriyet döneminin başlarında Ardanuç’a dönüşmüş olabilir.

Tarih

Çoruh Nehri’nin bir kolu olan Ardanuç Çayı kıyısında yer alan Ardanuç, İsa’dan önce de bir yerleşim yeriydi. Temel olarak tarihsel Gürcistan toprakları üzerinde kurulmuş olan Kolheti ve İberia krallıklarının sınırları içinde yer alıyordu. Bununla birlikte, klasik kronolojiyle bölge tarihini aktaran kaynaklara göre, bulunduğu yer itibarıyla Ardanuç İÖ 9. yüzyıldan itibaren Urartu sınırları içindeyken, İÖ 7. yüzyılda Kimmerler ve İskitler tarafından yağmalandı.

Yakın zamanlarda siyasal ve demografik kaygılarla kaleme alınmış kitap ve makalelerde, Kimmer ve İskitlerin Türk olduğu, o dönemde Tao-Klarceti’ye yerleştikleri ve günümüzde bu bölgenin nüfusunun atalarının “Kimmer Türkü” ya da “İskit Türkü” olduğu ileri sürülmüştür. Bir başka yaklaşım ise 13. yüzyılda bu bölgeye Kıpçakların yerleşmiş olduğu ve Ardanuç’un da içinde yer aldığı bölgenin “Kıpçak Türkü” nüfusuyla meskun olduğu iddia edilmektedir. Ne var ki benzer savlara eski yazılı kaynaklarda rastlanmamaktadır. Aksine eski kaynaklar Ardanuç’ta asıl olarak Gürcülerin ve Ermenilerin meskûn olduğunu göstermektedir. Örneğin Muvahhid Zeki 1927’de Ardanuç’un iki mahallesi (Müslüman ve Ermeni) olduğunu, ama Ermenilerin artık kasabada yaşamadığını yazmıştır.

Ardanuç’un Eski Yerleşmesinde (Adakale) Bulunan Ardanuç Kalesi

Antik çağ yazılı kaynaklarda Ardanuç adına rastlanmaz. Ancak Yunan matematikçi ve coğrafyacı Klaudios Ptolemaios’un İS. 2. yüzyılda İberia Krallığı kenti olarak sözünü ettiği Artanissa’nın Ardanuç olduğu sanılır. Daha geç dönemde birkaç Gürcüce kaynakta, bugünkü Ardanuç’a kaynaklık eden Artanuci adına rastlanır. Kartlis Tshovreba’nın yazarlarından biri olan tarihçi Cuanşeri Ardanuç’tan “Klarceti’nin ortasında yer alan köy” olarak söz etmiştir.

Ardanuç’un da içinde yer aldığı Klarceti bölgesinin en eski merkezi Tuharisi’ydi. 5. yüzyılın sonlarında Klarceti prensleri (eristavi) ikametgâhını Tuharisi’den Ardanuç’a taşıdı. Gürcü tarihçi Cuanşeri’ye göre Gürcü kralı Vahtang Gorgasali Ardanuç’u gördü, burayı beğenip merkez olarak seçti ve süt kardeşi Artavazi’yi buranın prensi olarak atadı. Ondan burada bir kale inşa etmesini istedi. Ancak bazı kaynaklarda zaten var olan kalenin Vahtang Gorgasali tarafından ihya edildiği belirtilir.

Ardanuç Kalesi 8. Yüzyıl

Terk edilmiş olmalı ki Gürcü kralı I. Aşot 810’larda yeniden ayağa kaldırdı. Bazı kaynaklara göre Ardanuç Kalesi Emevi halifesi II. Mervan tarafından (688-750) kuşatılmış ve tahrip edilmişti. Bundan dolayı I. Aşot hem kaleyi hem de kenti yeniden kurmuştur. Bu tarihten sonra Ardanuç Aşot’un vârislerinin merkezi haline geldi ve şehir konumu sayesinde hızla gelişip önemli ticaret merkezlerinden biri haline geldi.

Gürcü kilisesinden kalma ve bugün Ardanuç’taki İskender Paşa Camisi’nin duvarında bulunan Gürcüce yazılı taş. Fotoğraf: Niko Marr, 1904. Fotoğraf Marr’ın 1904 tarihli gezisinnin notları olan Klarceti ve Şavşeti Gezi Günlükleri (1911; Petersburg, Rusça; Gürcüce baskısı 2015, Batum) adlı kitaptan alınmıştır.

Ardanuç, 9. Yüzyılın

Sonunda I. Aşot’un büyük kardeşi Adarnase’nin vârislerine geçti ve ailenin üyeleri “Ardanuçlu” olarak anılmaya başladı. Bu unvanı alan il kişi de Sumbat Mampali (ö. 889) oldu. Sumbat’tan sonra Ardanuç’u Bagrat Mampali (889-909) ve Bagrat Mampali’nin oğlu Gurgen (909-923) idare ettiler. Gurgen’in oğlu olmadığı için Ardanuç kardeşi Aşot’a geçti, ama Aşot’un damadı Gurgen kentin ortak yöneticisi oldu.

Damadından korkusuna Aşot Ardanuç’u Bizans imparatoruna verdi ve Bizans askerleri kaleye yerleşti. Bu olay Bagrationilerin tepkisine yol açınca Bizans imparatoru kenti Aşot’a iade etti. Fakat kısa süre sonra damadı Gurgen kaleyi ele geçirdi. 941’de Gurgen ölünce, kale Aşot’un kızı olan karısına kaldı. Fakat Bagrationiler kalenin kadına geçmesini kabul edilemez bulup Ardanuç’u Aşot’un kuzeni prensler prensi Sumbat’a (ö. 998) verdiler. 1010 yılında Gürcistan kralı III. Bagrat kaleyi vârislerinden tamamen alıp kendi egemenliğine kattı.

Bu tarihten sonra Ardanuç siyasi açıdan önemini kaybetti, ama önemli kentlerden biri olma özelliğini korudu. Kurucu Davit’in vakanüvisin anlatımına göre, 1080 yılında, Gürcü kralı II. Giorgi’yi mağlup eden Büyük Selçuklular kenti ele geçirip yaktılar.

13. yüzyıldan sonra Gürcü Samtshe atabeglerinin yönetiminde olan Ardanuç’u Erzurum beylerbeyi İskender Paşa 1551’de II. Kaihosro’nun elinden aldı. Böylece kale ve şehir Osmanlı yönetimine geçmiş oldu. İskender Paşa, büyük bir olasılıkla eski bir kiliseyi yıktırmış ve bu kilisenin taşlarını da kullanarak 1553’te hizmete giren İskender Paşa Camisi’ni inşa ettirmiştir. Gürcüce yazıtı olan kiliseye ait taş bugün de caminin duvarındadır.

1911’de Ardanuç

Osmanlılar Tao-Klarceti bölgesini tamamen ele geçirince bu topraklarda Çıldır Eyaleti’ni kurdular. Ardanuç bu eyaletin livalarından biri haline geldi. Bu sırada Ardanuç’un nüfusu büyük bölümü Gürcülerden oluşuyordu. 17-18. yüzyıllarda Gürcülerin çoğunluğu Müslüman oldu. Küçük bir kısmı da Katolikliğe geçti. Bu arada Ardanuç’a Katolik Ermeniler yerleştirildi. 19. yüzyılın ortalarında Katolikler kent nüfusunun çoğunluğunu oluşturuyordu.

Yeni Ardanuç’un Merkezi

Uzun süre Osmanlı yönetiminde kalan Ardanuç, Osmanlıların 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda yenilmesinin ardından Rusya İmparatorluğu’na katıldı. 1910 Rus kayıtlarına göre Ardanuç, Artvin ilinin (okrug) Ardanuç ilçesinde (uçastka) bir köydü. Nüfusun çoğunluğu Ermenilerden oluşuyordu. I. Dünya Savaşı sonlarına doğru Rus ordusunun bölgeden çekilmesinin ardından Ardanuç, 1918-1921 arasında bağımsız olan Gürcistan sınırları içinde yer aldı.

1921’de Kızıl Ordu’nun Gürcistan’ı işgali sırasında Ankara Hükümeti’nin Gürcistan hükûmetine 23 Şubat 1921’de verdiği nota doğrultusunda Gürcü birlikleri bölgeden çekildi. Türk birlikleri genel bir harekâtla Tao-Klarceti bölgesinin büyük kısmını (Artvin ve Ardahan) ile Batum’u işgal etti. Ancak Türk birlikleri Giorgi Mazniaşvili komutasındaki Gürcü ordusu tarafından Batum’dan çıkarıldı ve sadece, Ardanuç’un da içinde yer aldığı Artvin ve Ardahan bölgeleri Türkiye sınırları içinde kaldı.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir